travesti

Travesti, Travestiler, ankara travesti, istanbul travesti

6 yeni film vizyonda

Bu hafta tamamı yabancı yapım olmak üzere bu hafta 6 film vizyona girdi.

MAN OF STEEL

DC Comics’in en meşhur süper kahramanı olan Superman’in köklerine, geçmişine dönerek kahramana farklı bir bakış açısı getiren son filmin yönetmenliğini Zack Snyder üstleniyor; filmin senaryosu ise David S. Goyer’e ait.

Filmde Clark Kent’i Henry Cavill, kötü adamı General Zod’u Michael Shannon canlandırırken kadrodaki diğer isimler arasında Lois Lane rolünde Amy Adams, Martha Kent rolünde Diane Lane, Jonathan Kent rolünde Kevin Costner ve Jor-El rolünde de Russell Crowe yer alıyor.

Yeni Superman filminde Clark, ne olduğu ve nasıl kullanacağını hiç bilmediği, birtakım sıra dışı güçlere sahip bir çocuktur. Okulun servis aracı kaza geçirip, içinde çocuklarla birlikte nehre uçar. Servisin içindekilerin ölmesine göz yumamayan Clark, güçlerini kullanarak herkesi kurtarır. Fakat bu olay onun diğerlerinden oldukça ‘farklı’ bir çocuk olduğunu da bariz biçimde ortaya çıkartacaktır.

TRANS

Ödüllü İngiliz yönetmen Danny Boyle’un yönettiği ‘Trans’ın başrollerinde James McAvoy, Rosario Dawson, Vincent Cassel yer alıyor.

Filmin konusu ise şöyle; Sanat eserleri konusunda uzman olan Simon tanınmış bir müzayede müdürüdür. Franck adındaki bir gangster ile birlikte milyon dolarlar değerindeki bir tablonun çalınma eylemine katılır. Olay esnasında oluşan kargaşada başına korkunç bir darbe alır ve uyandığında tabloyu nereye sakladığı konusunda hiçbir şey hatırlamamaktadır. Ne tehditler ne de işkenceler onun hafızasını geri getirecektir. Bunun üzerine Franck Elizabeth isimli bir hipnoz uzmanı tutulur. Böylece Simon’un beyninin derinliklerindeki bilgiye ulaşması planlamaktadır.

MUHBİR

Dwayne Johnson, bol takip sahneli yeni bir filmde karşımızda. Filmin yönetmenliğini Ric Roman Waugh üstleniyor.

İnşaat işiyle uğraşan bir baba oğlunun uyuşturucu bulundurmak suçundan tutuklandığı haberiyle şoka uğrar. Oğlu üniversiteyi kazanmış başarılı bir gençtir ve uyuşturucuya bulaşacak biri hiç değildir. Genç çocuk 20 yıl yer. Oğlunu hapisten kurtarmak için her yolu denemeye hazır olan baba, savcıyla gizli bir anlaşma yapar. Bölgede uyuşturucu ticareti yapan organizasyonun yakalanmasına yardım ederse oğlu serbest kalacaktır.

BEŞİNCİ EMİR: ÖLÜM

Haftanın gerilim-korku türündeki filmi “Beşinci Emir: Ölüm”ü Rafael Lara yönetirken, başrollerde  Ilean Almaguer, Angelica Aragon, Ernesto Gomez Cruz yer alıyor.

Meksika yapımı olan film için mekan olarak yine aynı ülke tercih edildi. Meksika’da, polis departmanının, bir seri katilin 11. kurbanını bulmasıyla başlayan film, dedektif Garcia’nın katili yakalamak üzere görevlendirilmesinin hikayesini anlatıyor.

BAŞVURU: KABUL

Kısa süre önce ABD’de vizyona giren “Başvuru: Kabul” haftanın komedi türündeki tek filmi.

Princeton Üniversitesi’nde terfi alıp yönetici olmaya hazırlanan Portia Nathan ve eski lise arkadaşı John Pressman’ın başından geçenlerin anlatıldığı filmin başrollerini Tina Fey, Paul Rudd ve Nat Wolff paylaşırken, yönetmen koltuğunda Paul Weitz oturuyor.

Filmin senaryosu ise Jean Hanff Korelitz’in romanından Karen Croner tarafından uyarlandı.

HAVADA AŞK VAR

Alexandre Castagnetti’nin yönettiği 96 dakikalık Fransız yapımı filmde, Paris’ten Newyork’a giden Julie’nin yaşadıkları beyazperdeye yansıtılıyor.

Filmde Ludivine Sagnier, Brigitte Catillon, Michel Vuillermoz, Nicolas Bedos ve Jonathan Cohen başrolleri paylaşıyor.

Paris’ten Newyork’a giden bir uçakta olan güzel Julie evlenmek için oraya gitmektedir. Kendini 3 yıl önce aşık olduğu adam olan Antoine’ın yanında otururken bulur. Antoine oldukça çekici bir adamdır ve Julie’yi ona geri dönmeye ikna etmek için geçirecekleri 6 saate güvenmektedir, oysa Julie buna izin vermemek için elinden geleni yapmaktadır. Onlar bu uçak yolculuğunu yaparken izleyicide kendilerini onların aşk hikayesinde bir yolculuğa çıkmış buluyor . Bir sürü romantik sahnenin yer aldığı film,çiftin tanışmaları , aşık olmaları ayrılıklarının yer aldığı bir sürü sarsıcı sahneyle başbaşa bırakıyor film izleyiciyi.

GEÇTİĞİMİZ HAFTANIN FİLMLERİ

BİLİNMEZE DOĞRU – STAR TREK

Atılgan gemisi mürettebatıyla dünyaya geri çağrılır. Ama karşılaştıkları manzara, çok güçlü bir terör örgütünün donanmalarını ve ona bağlı olan her şeyi yerle bir ettiği bir faciadır. Kaptan Kirk’ün bitirmesi gereken şahsi bir kavgası vardır ve bu tek kişilik kitle imha silahını bulmak için aramaya koyulur. Hayatta kalmak ile ölüme teslim olmak arasında mekik dokuyan kahramanlar, bu macerada aşk, dostluk ve fedakarlıklar sınavlarından geçeceklerdir. Kirk tek ailesi olarak nitelendirdiği müretebatı için fedakarlığın anlamını yeniden sorgulayacaktır.

Bilim-kurgu, aksiyon ve dramı harmanladığı yapımlarla 2000′li yılların en sevilen yönetmen-yapımcıları arasına giren J.J. Abrams, seyirciyi kendi imzasını taşıyan ikinci Star Trek macerasına götürüyor.

Filmin senaryosunda Roberto Orci, Alex Kurtzman ve Damon Lindelof’un imzası bulunurken Chris Pine, Zachary Quinto, Benedict Cumberbatch ve Zoe Saldana kadronun öne çıkan isimleri arasında.

BABADAN OĞULA

Başrollerde Ryan Gosling, Bradley Cooper ve Eva Mendes’in yer aldığı “Babadan Oğula” filminin yönetmenliğini Derek Cianfrance üstlendi.

FİLMİN ELEŞTİRİSİ YER GÖSTERİCİ’DE:

AMERİKAN RÜYASININ İKİ YÜZÜ

Luke çok yetenekli bir motosiklet sürücüsüdür ve dublörlük yaptığı karnaval kumpanyası ile şehir şehir gezmektedir. New York’un kuzeyindeki Schenectady bölgesine geldiğinde eski sevgilisi Romina ile yeniden karşılaşır ve kendi yokluğundan Romina’nın onun oğlu olan Jason’ı dünyaya getirdiğini öğrenir. Luke yollarda geçen hayatını düzene sokma ve ailesiyle yeni bir yaşam kurma kararı alır. İlk iş olarak da Robin’in yanında araba tamircisi olarak çalışmaya başlar. Robin, kısa sürede Luke’un yeteneklerini keşfeder ve yapılacak bir dizi banka soygunu için kendisine ortak olmasını ister.”

SAKSI OLMANIN FAYDALARI

Amerikalı romancı Stephen Chobsky’nin kendi kitabından sinemaya uyarladığı “Saksı Olmanın Faydaları” filminde, bir gençlik hikayesi romantik komedi türünde beyazperdeye taşındı.

Yönetmenliğini, Stephen Chobsky’in yaptığı, Logan Lerman, Kate Walsh, Ezra Miller ile Emma Watson’ın rol aldığı filmde, çocukların büyüme sürecinde karşılaştıkları sorunlar, arkadaşlık ve aile ilişkileri gibi konular ele alınıyor.

Filmin kahramanları, karizmatik son sınıf öğrencileri, güzel ve özgür ruhlu Sam ile korku nedir bilmeyen, eşcinsel üvey kardeşi Patrick’in kanatları altına aldığı utangaç, duygusal ve çekingen Charlie. Bu komik ve dokunaklı ergen hikâyesi, büyüme sürecinin alt üst edici gelgitli hallerini aktarırken, kimlik sorunları, arkadaşlık, aile, ilişkiler ve cinsellik konularını da masaya yatırıyor.

İNTİKAM KURŞUNU

Aksiyon filmlerinin vazgeçilmez ismi Sylvester Stallone’un başrolünü üstlendiği “İntikam Kurşunu” filminin yönetmenliğini Walter Hill yaptı.

Matz ve Colin Wilson’ın aynı isimli çizgi-romanından uyarlanan filmde, Sylvester Stallone’un yanı sıra Jason Momoa ve Christian Slater de rol alıyor.

Stallone’un “Jimmy Bobo” isimli bir kiralık katili canlandırdığı film,tehlikeli bir soruşturmanın içinde kalan dedektiferin ortak bir amaç uğruna ölüm kalım savaşına girmesini konu ediniyor.

BENİM ÇOCUĞUM

Türkiye’den 5 ailenin katılımıyla hayata geçirilen belgesel projesi lezbiyen, gey, biseksüel ve trans çocuklarının hikayelerine bu sefer anne-babaların gözünden bakıyor.

Ebevyenlerin ve çocukların hissettiği inkar, travma, çaresizlik, korku, utanma ve kabullenme insani duygular itiraf öyküleriyle beyazperdeye yansıyor.

Yönetmenliğini belgesel sinemacı ve akademisyen Can Candan’ın üstlendiği yapım, homofobinin ve transfobinin karşısına çıkabilecek en güçlü direnişin yine aile desteği olduğunu ispatlar nitelikte.

SARI SİYAH

Yönetmenliğini, Levent Akçay’ın yaptığı “Sarı Siyah” filmi, 1915′te Çanakkale Savaşı’nda yaşanan bir dramı gözler önüne seriyor.

Levent Akçay, Yusuf Güney ve Burcu Binici’nin rol aldığı filmin konusu şöyle:

“1915′te İstanbul Tıbbiyesi hiç mezun veremedi. Çünkü 1915′te mezun olması gereken sınıfın tamamı, Çanakkale’de şehit oldu. 50 İstanbul Lisesi son sınıf öğrencisi, gönüllü olarak birliğe katılır ve Çanakkale Savaşı’nda hayatını kaybeder. Büyüklerinin ölüm haberini alan İstanbul Lisesi öğrencileri sarı olan okul binasının kapı ve pencerelerini siyaha boyarlar. Bugünden sonra hayatlarını kaybeden öğrenciler anısına okul renkleri sarı-siyah olarak kabul edilir.”

PARANOYAK

Tibet Ölüler Kitabına göre, ölen bir kişinin 49 gün boyunca hala bir beden sahibi olduğuna inanılır… Sorunlu giden evliliğini yolun koymak için umutsuzca çabalayan Raul, eşi Ana ve oğulları, Nicoile birlikte Noel’de bir dağ tatili yapmayı teklif eder. Fakat gözler uzak tasarladığı bu tatil Samuel, adında dikkat çekici bir marangozun ortaya çıkmasıyla bozulur. Ana ve Nico, Samuel’e karşı bir anda şefkat duymaya başlar, bu da Raul’u hem kızdırır hem de kıskançlığını körükler. Raul bir şekilde, bu marangozla Ana’nın daha önceden tanıştığını ve beraber bir sır sakladıklarını keşfeder. Raul, Samuel’i Noel yemeğine çağırır ve amacı da aralarındaki ilişkiyi ortaya çıkarmaktır. Doğal geçen Noel yemeğinin ardından gelen günler Raul’un kuşkularını daha da arttıracaktır…

İspanyol yapımı korku filminin yönetmenliğini Miguel Ángel Toledo üstleniyor.

ARKADAŞIM MAX

Haftanın yerli yapımlarından biri olan “Arkadaşım Max”te, bir yarışma programında birinci olan sevimli köpek “Max” rol alıyor.

Yönetmenliğini Murat Şeker’in yaptığı filmin senaryosunu Ethem Özışık yazdı.

Filmde, konağında sadık köpeği Max ile yaşayan yaşlı kadının, miras nedeniyle yeğeni tarafından öldürülmek istenmesi anlatılıyor.

Filmin başrollerini, Ani İpekkaya, İnci Türkay, Murat Akkoyunlu, Ataberk Mutlu, Hande Katipoğlu paylaşıyor.

DEVİR

“Tabutta Rövaşata”, “Filler ve Çimen”, “Cenneti Beklerken” ve “Nokta” filmlerinin yönetmeni başarı kazanan yönetmen Derviş Zaim’in kamerasını Burdur’un Hasanpaşa köyüne çevirdiği “Devir”, vizyonda.

Çekimlerine 2011 yılının ağustos ayında başlanan filmde, Zaim, önceki filmlerinden farklı olarak profesyonel oyuncu kadrosuyla çalışmamayı tercih etti. Filmin öyküsü şöyle:

“Burdur’a bağlı Hasanpaşa köyünde, her yıl bir çoban yarışması düzenleme geleneği vardır. Bu geleneğe göre, çobanlar sürüleriyle teker teker küçük bir su birikintisine girmekte ve suyu peşlerindeki koyunlarıyla birlikte kesintisiz ve hızlı şekilde geçmektedir. Çobanlar yarışmada koyunların postunu boyamak için kırmızı renkli bir kayadan aldıkları parçaları elemekte, toz boya elde etmektedir. Ancak gelecek yıllarda kırmızı renkli kayalardan bulmak zorlaşacağa benzemektedir. Çünkü büyük bir maden şirketi, köy etrafındaki kırmızı kayaların olduğu yerde dev bir mermer ocağı açmıştır. Ali adlı genç çoban, şehirdeki bir nalburdan kırmızı toz boya alır. Köylü o yılki yarışmada koyunlarını Ali’nin şehirden getirdiği hazır boya ile boyar. Ancak Ali yarışta yine dereceye girememiştir. Çobanlıktan bezen Ali, yakınlardaki mermer ocağında şoför olarak iş bulur…”

HANGOVER 3

Bu hafta komediseverleri, “Felekten Bir Gece” ya da orijinal adıyla “The Hangover” serisinin son filmi bekliyor.

Todd Phillips’in yönettiği ABD yapımı serinin üçüncü filminde, Bradley Cooper, Ed Helms, Zach Galifianakis ile Justin Bartha rol alıyor.

Bu kez düğün, bekarlığa veda partisi yok. Ters ya da düz gidebilecek ne olabilir ki Ancak ‘Kurt Sürüsü’ yollara düştüğünde tüm bahisler kapanır” denilerek, komediseverler filme davet ediliyor.

ERKEK AKLI

Roman Coppola’nın senaryosunu yazdığı, yönettiği ve prodüktörlüğünü üstlendiği, Charlie Sheen, Jason Schwartzman, Bill Murray ile Patricia Arquette’nin oynadığı ABD yapımı “Erkek Aklı”, haftanın diğer komedi filmi.

Şöhret, para ve karizma Charles’a görünürde mükemmel bir hayat sunmuştur. Ne var ki aşkı onu aniden terk edince hayatı darmadağın olur. Sadık dostlarının yardımıyla zor da olsa kendisiyle yüzleşmeye çalışır. Film izleyicilere şu soruyu yöneltiyor: İnsan birini aynı anda hem sevip hem de ondan nefret edebilir mi?

SİHİRBAZLAR ÇETESİ

Sihirbazlık şovları yapan bir grubun banka soygununu anlatan orijinal adı “Now You See Me” olan “Sihirbazlar Çetesi”, vizyonda.

Louis Leterrier’in yönettiği, Michael Caine, Morgan Freeman, Jesse Eisenberg ile Mark Ruffalo’nun oynadığı ABD yapımı filmin öyküsü şöyle:

“Dört Atlı Grubu sihirbazlık şovları yapmaktadır. Las Vegas’tayken Paris’teki bir bankaya uzaktan soygun yapıp karışık oyunlarıyla belli otoriteleri şaşırtırlar. FBI ajanı Dylan Hobbs, sihirbazlara suçlarının cezasını ödetmek ve onları daha da gözüpek soygunlar gerçekleştirmeden önce durdurmak konusunda kararlıdır.”

KARANLIKTAN GELEN

Bu hafta vizyona giren “Karanlıktan Gelen” (Dark Skies), gerilimseverleri sinema salonlarına bekliyor.

Scott Stewart’ın yönettiği, Keri Russell, Josh Hamilton, Dakota Goyo ile Kadan Rockett’in oynadığı filmin konusu şöyle:

“Şehrin küçük mahallesinde yaşayan genç bir aile, Daniel ve Lacey Barett çifti huzurlu ve güvenli yaşamlarını bir anda tehdit eden bir dizi rahatsız edici olaylara tanık olmaya başlar. Tahmin edilemez derecede korkunç bir kuvvet tarafından tehdit edildiklerini anladıklarında Barret ailesi, durumu kendi yolları ile çözmeye çalışarak bu ölümcül gizemin peşine düşerler.”

DOĞAL KAHRAMANLAR 3D

Chris Wedge’nin yönettiği filmde, Türkçe seslendirmeleri, Emre Törün, Kutay Kırşehirlioğlu, Seda Özelsoy ile Aydoğan Temel yaptı.

Filmde, doğayı ayakta tutma çabası içindeki iyilerle, dünyayı yok etmeye çalışan kötüler arasında geçen savaş anlatılıyor.

Genç bir kız bir anda kendisini iyi ve kötü güçlerin kıyasıya savaştığı bir ormana sürüklenmiş olarak bulur. Bir grup ayak takımı ile iş birliği yapan Mary, hem onların dünyasını hem de bizimkini kurtarmaya çalışacaktır.

ATEŞTEKİ KAĞITLAR

Avni Kütükoğlu’nun yönettiği, Yunus Günce, Abdullah Şahin, Suavi Eren ile Meral Kaplan’ın oynadığı “Ateşteki Kağıtlar”.

“Fantastik, masalsı ve sıra dışı” bir film vaadiyle sinemaseverleri salonlara çağıran filmin senaryosunu Esef Özfırıncı yazdı, müziklerini Can Bener ile Kayhan Yakarlar yaptı.

Filmde, askerde teröristlerle girdikleri çatışmada tek arkadaşı şehit olan kendisi de yaralanan Gazi’nin, şehit arkadaşı Hasan’ın ölmeden önceki son isteğini yerine getirmek isterken yaşadıkları anlatılıyor.

BİR ŞARKININ PEŞİNDE

Belgesel, biyografi ve müzikal türündeki ‘Bir Şarkının Peşinde’yi, Malik Bendjelloul yazıp yönetti.

Filmin eleştirisi Yer Gösterici’de:

Başka Bir Hayat

1970′li yılların başlarında farkında olmadan bir müzik efsanesine dönüşen Detroitli bir yerel müzisyenin hikayesini ele alan filmde, Sixto Rodriguez’in efsaneleşme ve ortadan kaybolma sürecini işleniyor.

Sixto Rodriguez takdir edilmiş ama iyi satmamış iki albümü olan Detroit’li bir folk şarkıcısıdır. Ancak Rodriguez’in bilmediği bir şey vardır: müzik kariyeri Güney Afrika’da aktif olarak devam etmektedir. Orada bir pop müzik ikonu ve genç nesillerin ilham kaynağı olmuştur.

Tek kopyayla gösterime giren ‘Bir Şarkının Peşinde’ yılın en iyilerinden.

EVDE

Yönetmenliğini François Ozon’un yaptığı ‘Evde’nin başrollerini Fabrice Luchini, Ernst Umhauer ve Kristin Scott paylaşıyor.

Filmin eleştirisi Yer Gösterici’de:

Kurmaca, hayattan gerçek mi?

Yaşıtlarının çok üzerinde bir yazma yeteneği olan Claude, sınıftaki arkadaşı Rapha’nın ailesi ile ilgili mahrem bilgileri de içeren etkileyici bir kompozisyon yazmıştır. Claude, edebiyat öğretmeninin önerisi üzerine kompozisyonlara devam etmeye karar verir. Ancak yazılan kompozisyonlar Rapha’nın ailesi içinde büyük bir karmaşaya neden olur.

Duble demiryollar geliyor

Organize Sanayi Bölgesi (OSB), serbest bölge ve büyük fabrikalara iltisak hattı (özel demiryolu hattı) yapılmasının da önü açılıyor. Kalkınma Bakanlığı’nca hazırlanan 10. Kalkınma Planı’ndan ekonomiyle ilgili yeni hedefler çıktı. Yurtiçi tıbbi cihaz ve tıbbi malzeme ihtiyacının yüzde 20’si yerli üretimle karşılanacak. Yurtiçi ilaç ihtiyacının değer olarak yüzde 60’ı yerli üretimle karşılanacak. 100 bin yatak kapasitesinin oluşturulacağı termal turizmde 1.5 milyon yabancı turiste hizmet sunulacak. Termal turizmde 3 milyar dolar gelir elde edilecek. Medikal turizmde dünyanın ilk beşi arasına girilmesi hedeflenirken, 5.6 milyar dolarlık gelir elde edilecek. İleri yaş turizmi kapsamında 150 bin yabancı turist ülkeyi ziyaret edecek. Bu turistlerden 750 milyon dolar kazanılması öngörülüyor. OSB, serbest bölge ve büyük fabrikalara iltisak hatları (özel demiryolu hattı) yapılacak. Demiryollarında yapımı devam eden 19 lojistik merkez tamamlanacak. Trafiğin yoğun olduğu yerlerde çift hat demiryolu yapılacak. Yüksek katma değerli malların ticaretinin yoğun olduğu bölgelerde yeni hava kargo terminali yatırımları yapılacak.

‘Kral Çıplak’ demek anlam ifade etmiyor..

“Adam aslında ölü”su baskın bir şaşkınlık neşvünema buluyor filmin nihayetinde.

Zulmün ne demek olduğunu yaşamadan bilmemiz de beklenemezdi. Okuduklarımın ve izlediklerimin zihin dünyamda yansımaları ile karakterler gibi hissederdim.

Başka bir deyişle uzun uzadıya tümcelere bürümek gerekirse; Doctor Who izlerken sonik tornavida elimde, Supernatural izlerken hep bir Dean Winchester havası üstümde, Sherlock Holmes izlerken zati hayatı tespih yapmışım da ipuçlarını çözmüşüm. Başka bir deyişle demem o ki asla Doctor Who tarafından kurtarılmayı bekleyen halk gibi hissetmemişim kendimi veyahut ne bileyim vampirlerin dişlerini çıkartıp tam ısırmadan önce Dean Winchester’ın gelişi ile çığlık çığlığa olan adamın yerine koymamışım tabi kendimi. Sherlock Holmes için biraz vaziyet fark, netice olarak ara ara kötü karakterlerin yerine koymuşluğum var orada kendimi.

Hayır, hayır, demek istediğim zulüm kadar zulüm ne hissettirirmiş bilmezdim. Genel de kötü karakterlerinde başlangıç noktasıdır fakat biz de böyle bir durum mevzubahis değil. Kötü karakter olmak senaryocu tarafından yazıldıysa bozulsun.

Hıçkırmalık vaktimiz yok. Ağlayacaksan suskunca geç bir köşeye ağla.

Ayaklarımın çevresi betonla sarılmışçasına bir ağırlık ya da bataklık etmişler yollarımızı… Öyle bir şeyden söz ediyorum.

Kral çıplak demenin de mana dile getirmediği vakitlerdeyiz sevgilim. Hem biliyorsun bizi hep bu vakitsellik mahvetti. Dilim en son Seni Seviyorum’a doyasıya ne vakit döndü anımsamamanın şaşkınlığı içindeyim. Bu tümceyi unutma anımsa ama… Bu tümce sonumuzun kuşkulu olduğu bir noktada senin için söylendi.

Bu saatler olup biteceklere kulak kabarttığımız, gelen giden var mı diye sokaklara göz gezdirdiğimiz saatlerdir sevgilim. Korkudan değil, meraktan.

Sana sunulan o hapları münasip bir şekil de iade etmelisin. Gerçek bunlardan ibaret değil. Anahtarcı gibi birisi var elimde. Bir gün birlikte ziyaret etmeliyiz.

Birkaç saat içerisinde sıradan seyrine bürünecek gün. Şu ağarma problemine biraz dikkat etsek.

Değişen hali hazırda pek bir şey yok bu cenahta. Filmin sonunu beklemekteyiz. Düşmana düşman gibi bakmadığımızdan zulmün nasıl bir şey olduğunu anlayamadık. Kolum kanadım kırıldı biraz fakat ehemmiyetli değil, yürümeye devam ediyorum.

Ben seni ömrü hayatımda hiç bu kadar sevmemiştim. Bu da benim zulümden Rasputinsel kaçış şeklim.

 

Bursa’da yasak aşk kanlı bitti!

29906

BURSA’da hukuk bürosunda çalışan gönül ilişkisi bulunan 27 yaşında olan Emine Ebren’i silah ile öldürdükten sonra gittiği babasının evinde başına ateş ederek intihar eden evli ve 4 çocuk babası, mahpushane infaz memuru 50 yaşında olan Doğan Fırıncı, ağır yaralandı. 

 

Merkez Yıldırım Kazası Yiğitler Semti’nde oturan evli ve 4 çocuk babası Doğan Fırıncı geçen ay infaz savunma memuru olarak çalıştığı Gemlik Kazası’ndeki Açık Ceza İnfaz Müessesesi’ndan emekli olmak için müracaat etti. Doğan Fırıncı, bir gün önce akşam saatlerinde 2 seneden bu yana gönül ilişkisi bulunan merkez Osmangazi Kazası Uluyol’daki hukuk bürosunda sekreter Emine Ebren’in yanına gitti. Burada, Emine Ebren ile tartışan Doğan Fırıncı, saat 20.30 sıralarında, genç kadını tabancayla öldürdü. Doğan Fırıncı, daha sonra evinin bir alt katında oturan anne ve babasının evine gitti. Mutfakta yemek yiyen anne ve babasının yanından ayrılıp salona geçen Doğan Fırıncı, buradan sevgilisi Emine Ebren’in annesi Mürivet Ebren’i cep telefonu ile “Anne ben Emine’yi vurdum. Kendimi de vuracağım” yazılı ileti attıktan sonra oturduğu yerde başına tek el ateş etti.

KURTARILAMADI

Silah sesini duyan Doğan Fırıncı’nın babası Hızır Fırıncı erkek çocuğunu, üst katta oturan gelini ve torunlarına haber vererek yakında bulunan Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne getirdi. Fırıncı, doktorların yaptığı tüm müdahaleye karşın kurtarılamadı. Kendisine gönderilen iletisi okuyan Mürivet Ebren, daha sonra cep telefonu ve işyerinden aradığı kızının telefonları açmamayınca Doğan Fırıncı’yı aradı. Doğan Fırıncı’nın telefonunu açan yakınlarından, intihar haberini öğrenen Mürivet Ebren hemen Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gittikçe, polisten yardım istedi. 

“KIZIMIN BU İLİŞKİSİNİ İSTEMİYORDUK”

Polise ifade veren Emine Ebren’in annesi Mürivet Ebren, “Emine bekar bir kızdı. Doğan ise evli ve 4 çocuğu vardı. Aralarındaki yaş farkı oldukça fazlaydı. Kızım onu sevmesine karşın ailemiz bu ilişkiye müsaade etmiyordu. Bir ara Doğan ile tanıştık. Bana, ‘Anne’ diyordu. Telefon numaram bile kendisinde vardı. Bu işin olmayacağını ona defaatle söyledim. Lakin kabul etmiyordu. Olayın bu boyuta varacağını düşünmemiştik” diye konuştu.

“ERKEK ÇOCUĞUMUN İLİŞKİSİNİ BİLMİYORDUM”

Erkek çocuğu ile aynı binada oturduklarını anlatan Hızır Fırıncı ise, “Doğan’ın eşi ile sıkıntısı yoktu. En azından biz bilmiyorduk. Genç kız ile aşk yaşadığını yeni öğrendim. Dün akşam bize geldi. Annesi ile mutfakta yemek yiyorduk. Yanımıza çağırdık gelmedi, ‘Salonda otaracağım’ dedi. Silah sesi üzerine odayı koştuğumuzda erkek çocuğum kanlar içerisindeydi. Hastaneye kaldırdıysak ta kurtaramadık” dedi.

CENAZE ADLİ TIP’TAN ALINDI

Bursa’da hukuk bürosunda çalışan gönül ilişkisi bulunan Emine Ebren’i tabanca ile öldürdükten sonra intihar eden Doğan Fırıncı’nın cenazesi yakınları tarafından Adli Tıp Müessesesi’ndaki otopsi hemen peşinden alındı. Fırıncı’nın cenazesi Doğanköy Kabirliği’nda toprağa verilecek.

ANNE EBREN: İLİŞKİYİ BİLMİYORDUM

Cep telefonuna gelen mesajla kızının öldürüldüğünü öğrenen Mürivet Ebren, öne sürüldüğünün aksine kızıyla Doğan Fırıncı’nın ilişkisinden haberi bulunmadığı söyledi. Bu konuda yanlış manaya olduğunu söyleyen Mürivet Ebren, “Doğan’ı netlikle tanımıyorum. Dün gece tanımadığım bir numaradan cep telefonuma, ‘Ailemizin huzuru için kendimi ve Emine’yi vurdum’ mesajı gelince polise müracaat ettik” dedi. Emine Ebren’in cenazesinin Bursa Adli Tıp Müessesesi’nda yapılacak otopsinin ardından bugün ikindi de Bursa’da toprağa verilecek.

 

Melih Gökçek Ankara kararına ne dedi?

29892

Yüksek Seçim Heyeti bugün CHP’nin Ankara seçimlerin iptali istemiyle yaptığı müracaatı görüştü. CHP için kötü haber gelirken YSK kararı ile seçimin galibi Melih Gökçek oldu.

Karar sonrası internethaber.com’a izah yapan Melih Gökçek, “Adalet yerini buldu. Allaha şükürler olsun! Emeği geçen herkese çok teşekkür ederim. Dualarını esirgemeyenler sağolsun. Ankara daha güzel hizmetlere sahne olacak. Başbakan Erdoğan’ın öncülüğünde Türkiye çok güzel günler yaşayacak. Hayırlı uğur olsun”diye konuştu.

ANAYASA MAHKEMESİNE GİDİLİR Mİ?

Mansur Yavaş kararı Anayasa Mahkemesine taşıyabileceğini izah etmişti. Peki Yavaş böyle bir adım atarsa ne olur?

Melih Gökçek’e göre YSK kararlarında Anayasa Mahkemesine gidilemez. Gökçek, “Bu kararın Anayasa Mahkemesine itirazı yapılamaz. Zira YSK, Reisicumhur ve YAŞ kararları Anayasa Mahkemesine taşınamıyor. Yasanın net buyruğu var.” dedi.

Melih Gökçek rakibi Mansur Yavaş için de “Keşke bir tasarısı olsaydı. Bir tane tasarısı yoktu. Olsaydı değerlendirirdim fakat yok” dedi.

Burhan Kuzu’ya göre Twitter yine kapanabilir!

1350565141-1

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ Anayasa Komisyonu Başkanı ve AK Parti Milletvekili Burhan Kuzu, AYM’nin ferdi müracaatı yanlış uyguladığını ve içtihat kararının hemen peşinden Twitter’ın yine kapatılabileceğini söyledi.

Ak Parti Milletvekili Burhan Kuzu Anayasa Mahkemesi’nin almış olduğu Twitter kararına ait, Mahkemenin ferdi müracaat hakkını yanlış uyguladığını söyleyerek, “İçtihad kararından sonra Twitter tekrar kapatılabilir.” diye konuştu.
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ Anayasa Komisyonu Başkanı ve AK Parti Milletvekili Burhan Kuzu, AK Parti Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen seçim değerlendirme toplantısı öncesinde izahta bulundu.

Anayasa Mahkemesi’nin Twitter konusunda aldığı karardan sonra yine yapılandırılmasının düşünülüp düşünülmediği suallen Kuzu, “Böyle bir çalışma yok. Yalnız Anayasa Mahkememizin ferdi müracaat müessesesinin yanlış uygulandığı çok net. Çok açık bir yanlışlık var orada. Bireysel başvuruyu biz getirdik, doğru yaptık. Dünyanın tüm ülkelerinde olan bir müessese. Biz çok geç kaldık. İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitmeden önce yurttaş hakkını burada arasın dedik. Doğrudur bunlar. Fakat koşullarını da koyduk. İnsan Hakları Mahkemesine gitmek için ihtiyaç duyulan olan koşul neyse onu buraya da koyduk. Başka bir deyişle içerideki alışılmış olan yollar tükenmeden rastgele bir Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulamaz dedik. Fakat buna karşın bu Twitter kararı bu kurumu değişik bir noktaya çekti. Süreç devam ederken dava oradan aldı ve böyle bir karar verdi. Üstelik de hükümetin, TİB’in ve yetkili kurumun da bu karar gerekçe gösteriyor ki böyle bir gerekçe hiçbir zaman olanaksız. Zira o yetki şu Anayasa Mahkemesi’nin; başka bir deyişle uymama vaziyetinde neler yapılacağı yasada zati var. Savcılığıa gidilir dava açılır o başka bir süreçtir. Anayasa Mahkemesi’nin böyle bir denetim hakkı filan da yoktur. Neden yapılmıştır onu ben bilemem fakat bu çok yanlış bir karar. Ondan hareketle Anayasa Mahkemesi’nin yapısında bir farklık filan mevzubahis değil şu an. Umarım ki ve bekleriz ki bu kararın doğrusunu yapsınlar yanlıştan dönsünler ters halde öbür yargı müesseselerinin bir manası kalmıyor. Tamamı kapatalım Anayasa Mahkemesi yeter de artar bize nasıl olsa.

TİB veyahut başka bir müessese veya Türkiye’deki mahkemeler, alt mahkemeler Twitter’la ilgili bir mesele gelmişse gündeme, her vakit kapatabilir. Rastgele bir mani yok.” diye konuştu.